SAĞLIKLI BESLENME VE KİLO KONTROLÜ
Günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle ortaya çıkan yenilikler insanlığın hizmetine sunulmakta ve insanlar gün geçtikçe değişen bir hayat tarzı sürdürmektedirler. Günlük yaşam içinde pek çok iş makinelerle yapılmakta, çok kısa mesafelere bile arabayla gidilmekte ve insanlar daha az hareket etmektedirler.
Gelişen teknoloji aynı zamanda insanların beslenme alışkanlıklarını da olumsuz yönde etkilemektedir. Beslenme tarzındaki değişiklikler ve fiziksel hareket azlığı gibi bir takım olumsuz şartlar bir araya geldiğinde obezite (şişmanlık) riski artmaktadır. Yapılan araştırmalar dünyada olduğu gibi ülkemizde de fazla kilolu olma ve obezite sıklığının giderek arttığını ve obezitenin özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi etkisi altına almaya başladığını göstermektedir.
Beslenme, bireyin yaşı, cinsiyeti ve içindeki fizyolojik durumuna göre gereksinimi olan besin öğelerini yeterli miktarlarda sağlayabilmesidir.
Sağlığı korumak için yeterli ve dengeli beslenmeliyiz. Düzensiz ve Dengesiz beslenme, Metabolik sendrom, Şişmanlık(obezite), Kalp-damar hastalıkları, Diabet (şeker hastalığı), Eklem rahatsızlıkları, Osteoporoz, Hipertansiyon, Bazı kanser türlerine sebep olabilmektedir. Beslenmemizi düzenleyerek ve kişisel ihtiyaçlarımıza göre yeterli ve dengeli bir beslenme ile bu hastalıklara karşı korunabiliriz. Obezite ile mücadele gerçekte pek çok hastalıkla mücadele demektir.
Obezite ile mücadele etmek için, doğru beslenmeyi ve düzenli aktiviteyi yaşam biçimi haline getirmeliyiz.
Kişiye özel hazırlanmış bir diyet programı ile yanlış olan beslenme alışkanlıkları olumlu beslenme alışkanlıkları ile değiştirilmelidir.
Yapılan araştırmalara göre, kilo veren kişilerin yüzde 85’inin beslenme ve davranış değişikliğini gerçekleştirememesi nedeniyle, verilen kiloları geri aldıkları görülmüştür. Kilo verme dönemi bittikten sonrada kazanılmış olan sağlıklı beslenme davranışlarının devam etmesi, sağlığın ve kilonun korunmasını sağlayacaktır.
Kilo kontrolü için yapılması gerekenler:
Sık sık az az beslenin: Günde en az 3 ana, 3 ara öğün olarak düzenli ve dengeli beslenmeli. Ana öğünlerde, tam doymak önemlidir. Ara öğünlerde, metabolizmanın çalışmasını desteklediği gibi diğer öğüne kadar aşırı acıkmayı ve aşırı besin tüketimini engeller.
Öğünlerinizi geciktirmeyin, geçiştirmeyin: Tüketilmesi gereken besinler zamanında ve uygun miktarda tüketilmelidir. Öğünü geciktirmek, sonraki öğünde kontrolsüz beslenmeye sebep olacaktır.
Su tüketiminizi arttırın: Yapılan çalışmalarda, bayanların günde 2,5 litre, erkeklerin 2,7 litre su tüketmesi önerilmektedir. Su içmekte zorlanan kişiler bitki çaylarından destek alabilir.
Alışveriş için liste hazırlayın: Alışverişe gitmeden önce mutlaka liste hazırlayın. Böylece gereksiz besinleri almamış olursunuz. Alışverişe asla aç gitmeyin!
Porsiyon miktarınızı azaltın: Öğünlerde küçük tabakları tercih edin. Öğünlerdeki besinleri çeşitlendirerek sıkılmadan beslenin.
Soslardan ve yağlı ürünlerden kaçının: Salatanızı tatlandırmak için sos yerine limon, baharat veya sirke kullanın.
Yemek yerken başka şeylerle ilgilenmeyin, masaya sadece yemek yemek için oturun: Birçok çalışma gösteriyor ki kişiler yemek yerken başka şeylerle ilgilendiklerinde (Tv, PC gibi) ne kadar yediklerinin farkında olmuyorlar. Doyma hissinin oluşabilmesi için besinlerle göz teması önemlidir.
Glisemik İndeksi düşük besinleri tercih edin: Besinlerin glisemik indeksi kan şekerinin yavaş veya hızlı yükselmesini etkilemektedir. Glisemik indeksi düşük olan, tam taneli tahıl ürünleri, pirinç yerine bulgur, beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği tercih edilmeli. Meyve suyu yerine meyvenin kendisi tüketilmeli, kurubakalgiller sıklıkla tüketilmeli. Şeker ve rafine edilmiş ürünlerden kaçınılmalı.
Yemeklerinizi yavaş yiyin: Yavaş yeme, iyi çiğneme daha az besinle doyma hissinin oluşmasını sağlar.
Fiziksel aktivitenizi arttırın: Hergün en az 30 dakikalık tempolu yürüyüş sağlığınızı ve kilonuzu korumanıza yardımcı olacaktır.
Dyt.Kamile Sü
www.sudiyet.com
Gelişen teknoloji aynı zamanda insanların beslenme alışkanlıklarını da olumsuz yönde etkilemektedir. Beslenme tarzındaki değişiklikler ve fiziksel hareket azlığı gibi bir takım olumsuz şartlar bir araya geldiğinde obezite (şişmanlık) riski artmaktadır. Yapılan araştırmalar dünyada olduğu gibi ülkemizde de fazla kilolu olma ve obezite sıklığının giderek arttığını ve obezitenin özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi etkisi altına almaya başladığını göstermektedir.
Beslenme, bireyin yaşı, cinsiyeti ve içindeki fizyolojik durumuna göre gereksinimi olan besin öğelerini yeterli miktarlarda sağlayabilmesidir.
Sağlığı korumak için yeterli ve dengeli beslenmeliyiz. Düzensiz ve Dengesiz beslenme, Metabolik sendrom, Şişmanlık(obezite), Kalp-damar hastalıkları, Diabet (şeker hastalığı), Eklem rahatsızlıkları, Osteoporoz, Hipertansiyon, Bazı kanser türlerine sebep olabilmektedir. Beslenmemizi düzenleyerek ve kişisel ihtiyaçlarımıza göre yeterli ve dengeli bir beslenme ile bu hastalıklara karşı korunabiliriz. Obezite ile mücadele gerçekte pek çok hastalıkla mücadele demektir.
Obezite ile mücadele etmek için, doğru beslenmeyi ve düzenli aktiviteyi yaşam biçimi haline getirmeliyiz.
Kişiye özel hazırlanmış bir diyet programı ile yanlış olan beslenme alışkanlıkları olumlu beslenme alışkanlıkları ile değiştirilmelidir.
Yapılan araştırmalara göre, kilo veren kişilerin yüzde 85’inin beslenme ve davranış değişikliğini gerçekleştirememesi nedeniyle, verilen kiloları geri aldıkları görülmüştür. Kilo verme dönemi bittikten sonrada kazanılmış olan sağlıklı beslenme davranışlarının devam etmesi, sağlığın ve kilonun korunmasını sağlayacaktır.
Kilo kontrolü için yapılması gerekenler:
Sık sık az az beslenin: Günde en az 3 ana, 3 ara öğün olarak düzenli ve dengeli beslenmeli. Ana öğünlerde, tam doymak önemlidir. Ara öğünlerde, metabolizmanın çalışmasını desteklediği gibi diğer öğüne kadar aşırı acıkmayı ve aşırı besin tüketimini engeller.
Öğünlerinizi geciktirmeyin, geçiştirmeyin: Tüketilmesi gereken besinler zamanında ve uygun miktarda tüketilmelidir. Öğünü geciktirmek, sonraki öğünde kontrolsüz beslenmeye sebep olacaktır.
Su tüketiminizi arttırın: Yapılan çalışmalarda, bayanların günde 2,5 litre, erkeklerin 2,7 litre su tüketmesi önerilmektedir. Su içmekte zorlanan kişiler bitki çaylarından destek alabilir.
Alışveriş için liste hazırlayın: Alışverişe gitmeden önce mutlaka liste hazırlayın. Böylece gereksiz besinleri almamış olursunuz. Alışverişe asla aç gitmeyin!
Porsiyon miktarınızı azaltın: Öğünlerde küçük tabakları tercih edin. Öğünlerdeki besinleri çeşitlendirerek sıkılmadan beslenin.
Soslardan ve yağlı ürünlerden kaçının: Salatanızı tatlandırmak için sos yerine limon, baharat veya sirke kullanın.
Yemek yerken başka şeylerle ilgilenmeyin, masaya sadece yemek yemek için oturun: Birçok çalışma gösteriyor ki kişiler yemek yerken başka şeylerle ilgilendiklerinde (Tv, PC gibi) ne kadar yediklerinin farkında olmuyorlar. Doyma hissinin oluşabilmesi için besinlerle göz teması önemlidir.
Glisemik İndeksi düşük besinleri tercih edin: Besinlerin glisemik indeksi kan şekerinin yavaş veya hızlı yükselmesini etkilemektedir. Glisemik indeksi düşük olan, tam taneli tahıl ürünleri, pirinç yerine bulgur, beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği tercih edilmeli. Meyve suyu yerine meyvenin kendisi tüketilmeli, kurubakalgiller sıklıkla tüketilmeli. Şeker ve rafine edilmiş ürünlerden kaçınılmalı.
Yemeklerinizi yavaş yiyin: Yavaş yeme, iyi çiğneme daha az besinle doyma hissinin oluşmasını sağlar.
Fiziksel aktivitenizi arttırın: Hergün en az 30 dakikalık tempolu yürüyüş sağlığınızı ve kilonuzu korumanıza yardımcı olacaktır.
Dyt.Kamile Sü
www.sudiyet.com
Etiketler: Beslenme ve Diyetetik, diyet, beslenme, kilo koruma, kilo verme, ,




